Nisan, 2010 için arşiv

FİLM GÖSTERİMİ: KAPLUMBAĞALAR DA UÇAR

Posted in film gösterimi, göçmenler, haberler, hak mücadeleleri on Nisan 29, 2010 by kontrahaber

Amerika’nın Irak’a saldırısına günler kalmışken Irak-Türkiye sınırında bir Kürt mülteci kampı… kampta yaşayanların en önemli geçim kaynağı mayın toplamaktır. Toprak altından hayatları pahasına çıkardıkları mayınları Birleşmiş Milletler’e geri satarlar. Çocukların bir çoğu Kaza sonucu kollarını ve bacaklarını kaybedip sakat kalmıştır. Bahman Ghobadi’nin filmi çok sayıda ödül aldı. 52. San Sebastian Film Festivali’nde En İyi Film seçilen Kaplumbağalar da Uçar, En İyi Senaryo dalında Jüri Özel Ödülü’ne de layık görülmüş, Berlin Film Festivali’nden de Barış Ödülü ile döndü.

29 Nisan 2010 Perşembe, 19:00

Kumbara Sanat Kültür Merkezi

İstiklal caddesi, Küçükparmakkapı sokak, 9/3 Beyoğlu/İstanbul

Reklamlar

EMEK BİZİM İSTANBUL BİZİM !

Posted in alternatif, destek, eylem, yaşam alanı on Nisan 29, 2010 by kontrahaber

TMMOB KMO – BİBER GAZI ÖLÜMCÜL OLABİLİR !

Posted in haberler on Nisan 29, 2010 by kontrahaber

Biber Gazı Ölümcül Olabilir!

Ülkemizde, kolluk kuvvetlerinin kontrolsüz bir biçimde biber gazı kullanmaları giderek kanıksanmaya başlandı. Yaklaşan 1 Mayıs öncesi, bu kontrolsüz kullanımın, insan sağlığı açısından geri dönülemez tehlikeler taşıdığını, Kimya Mühendislerinin mesleki örgütü olarak kamuoyuna açıklamak zorunluluğu doğmuştur.

Yaygın olarak kullanılan adıyla Biber Gazı’nın içindeki etken kimyasal madde Oleoresin Capsicum’dur. OC olarak kısaltılan bu madde, kimyasal yapısı itibariyle yağ bazlıdır ve enflamatuvar özelliktedir. Biber gazının içinde, üreticisinin formülasyonuna göre değişmekle birlikte Trikloretilen ve Tetrafloroetan gibi başka kimyasallar da bulunmaktadır.

Biber gazının insan sağlığı açısından taşıdığı tehlikeler nelerdir?

1. Soluma, cilt teması ve sindirim yoluyla insan vücuduna nüfuz edebilmektedir.
2. Yüksek dozlara maruziyet sonucu kardiyak aritmiye (kalple ilgili ritm bozukluğu) sebep olma potansiyeli vardır. Kalp rahatsızlığı olanların maruziyetleri sonucu, ölümle sonuçlanabilecek olaylar yaşanabilir.
3. Solunum sistemi üzerinde tahriş edici özelliği vardır. Özellikle astımı olanların maruz kalmaları ölümle sonuçlanabilen sağlık riskleri barındırmaktadır.
4. Nörolojik sistem üzerinde olumsuz etkilere sahiptir.
5. Tekrarlayan maruziyetlerinde dermatite neden olma potansiyeli taşımaktadır.
6. Yutulması durumunda mide bulantısı, kusma ve ishale sebep olabilir.
7. Alkol ve uyuşturucu kullananların maruziyetinde ölüm potansiyeli mevcuttur.
8. Hamile kadınlar ve hayvanlar üzerindeki olumsuz etkileri daha fazladır.

Biber gazından dolayı ölümlü vakalar yaşanmış mıdır?

Ülkemizde bu konuda kayıtlara geçmiş, tanısı koyulmuş, tutarlı ve bilimsel bir istatistik bulunmamakla birlikte, dünyanın çeşitli yerlerinde bu konuya ilişkin yapılan çalışmalar mevcuttur. Örneğin Güney Kaliforniya’daki Sivil Özgürlükler Birliği’nin (American Civil Liberties Union of Southern California – ACLU) hazırladığı bir rapora göre Haziran 1993 ve Haziran 1995 arasında, biber gazına maruziyet sonucu 26 ölümlü vaka yaşandığı bildirilmektedir.

Yayınlanan birçok bilimsel makalede de, biber gazının ileri sürüldüğü ya da zannedildiği gibi sağlık riski yaratmayan masum bir madde değil, ölüme sebep verebilecek denli tehlikeli bir kimyasal olduğundan bahsedilmektedir.

Bilmek İstediklerimiz

Gerek vatandaşlar, gerek basın gerekse de koruyucu kullanmayan emniyet mensupları dahil olmak üzere, günlük yaşantımızın herhangi bir anında biber gazına maruz kalma potansiyeli taşımaktayız. Bundan dolayı yetkililerin aşağıdaki konulara açıklık getirmeleri gerekmektedir.

1) Biber gazının içindeki etken madde olan OC’nin, bileşim içindeki miktarı bazı ülkelerde belirli sınırlandırılmalara tabi tutulmuştur. Ülkemizde kullanılan biber gazlarının içindeki OC değeri, yetkili kurumlarca kamuoyuna duyurulmalıdır.

2) Ülkemizde kullanılan biber gazının Güvenlik Bilgi Formu kamuoyuyla paylaşılmalıdır.

‘Dosis Sola Facit Venenum’

Yukarıdaki cümle, kimya ve zehir biliminin kurucularından Paraselsus tarafından yüzyıllar önce söylenmiştir. ‘Her Şey Zehirdir ve Bu Sadece Doz Meselesidir’ diye Türkçeye çevrilebilir.

Kimya Mühendisleri Odası olarak, kontrolsüz biçimde biber gazı kullanımının sakıncalarını tekrar hatırlatıp, yetkilileri bundan sonraki süreçte daha sorumlu davranmaya davet ediyoruz.

Saygıyla duyurulur.

TMMOB
Kimya Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu

ANKARA’ DA 1 MAYIS’ A

Posted in destek, eylem, haberler, hak mücadeleleri on Nisan 28, 2010 by kontrahaber

1 Mayıs da kürsel talana ,kapitalist köleştirmeye karşı Ankara Anarşi İnisiyatifi alanlara çagrıyor.İnisiyatif Ankaranın sokaklarını,kampüsleri, tüm alanları afişleriyle donattı.afişeleme esnasında 3 aktivist göz altına alındı.kabahatlar kanunu kapsamında 500 tl para cezası kesildi.Tüm alanlarda dagıtılan bildirilerle ve konuşmlarla 1 Mayıs da Ankara da kapitalist köleştirmeye karşı alanlara çağrısı yaptı.Ankara Anarşi İnsiyatifinin çagrısını yaptığı bildiri:

Kapitalist köleleştirmeye Karşı Yaşamı Savunmaya….

Kapitalizmi tek yaşam biçimi olarak sunanların, 11 saniyede bir çocuğu öldüren düzenlerine

İnsanları ayaklı reklâm panolarına çeviren patronların yaşamlara yön veren kâr paylarına

Borsa tahtalarında rakamlarla oynayarak kaç kişinin daha aç kalacağına karar veren kan emicilere

Dünyanın bir ucundan düğmeye basıp diğer ucundaki savaşları yöneten tacirlere

Günde 16 saat çalışan çekik gözlü çocukların gözlerindeki korkunun imparatorlarına

İşçileri aidat çeki olarak gören sendika ağalarına

İnsanları malı, meydanları mülkü bilen devlete

Doğanın mavisine, yeşiline göz dikip dört yanı nükleer santrallerle,HES’lerle bezeyen küresel efendilere

İnsanı, doğayı ve tüm yaşamı tahakküm altında tutup palazlandıkça palazlanan ve yaşamı yok ederek var olan iktidarlara karşı

Yaşamı savunmak için tek seçenek isyan!

Ve isyan 1 Mayıs’ta gene sokakta. Kapitalizmin ve devletin rekabet ve birbirini yok etmeden var olamama kültürüne karşı direnişle birbirimize omuz vermek için 1 Mayıs’ta, isyanın karnavalındayız. İşçileri pazarlanacak birer eşya gibi gören efendiler sırıtan maskeleriyle 1 Mayıs’a bayram havası vermeye çalışadursunlar, bundan 120 yıl önce 1 Mayıs’ın temelini atan Amerika’da Haymarket’teki direniş ve isyanın ateşi yanmaya devam ediyor. Emekleriyle dünyayı var edenlerin, sokakları yaratanların, binaları dikenlerin onları geri alacaklarından korkan, Ege’nin karşı yakasında Alexis’ten, bu yakasında Uğur Kaymaz’dan, Ceylan Önkol’dan korkan efendiler yaratanların yıkmaya da gücünün yettiklerini bildiklerinden yaşamın her alanını bir kontrol merkezine çeviriyorlar. Ancak direnişİ ve isyanI kontrol edemezler. İnsanın insana ve doğaya olan tahakkümünü ortadan kaldırmak için, iktidarların çizdikleri sınırları çiğneyip efendisiz bir dünya yaratmak için direniş ve isyan önlenemez bir yaratıcılıkla yıkmaya devam edecek. Yıkılacak olan, yaşamı gasp eden iktidarlar ve onların tahakküm ilişkileridir. Onlar yıkılırken efendisiz bir dünya,  tahakkümsüz ve otoritesiz bir yaşam ve sınırlarla bölünemeyecek bir yeryüzüdür yaratılacak olan.  Yıkarken yaratmanın omuz omuzalığında 1 Mayıs’ta, isyanın karnavalındayız.

ANKARA ANARŞİ İNSİYATİFİ

“KÜRT AÇILIMI” ÇOCUKLARA HAPİSTEN SONRA SANATÇILARA SANAT YASAĞI İLE SÜRÜYOR !

Posted in faşizm, haberler, yürüyüş - basın açıklaması on Nisan 28, 2010 by kontrahaber

Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) ve İstanbul Kürt Tiyatrosu Platformu tarafından,  “def çaldıkları” için “5 yıl sanat yapmama” cezası verilen Bahar Kültür Merkezi sanatçılarına destek vermek amacıyla yapılan basın toplantısı gerçekleşti.

Yaklaşık 30 kişinin katıldığı toplantıda kınama metnine Destar Tiyatro, Tiyatro Avesta, Seyr-i Mesel ve Tiyatro Boğaziçi’nin yanı sıra yönetmen Metin Boran’dan da destek geldi. Basın metni Teatra Jiyana Nû temsilcisi Serhat Ertuna tarafından okundu.

Bildiri metni:

BASINA VE KAMUOYUNA

Son dönemlerde hemen her yerde AKP’nin ve Fethullahçı görsel-yazılı basının psikolojik baskısıyla ülke gündeminden düşürülmeyen ve gereken muhataplarla görüşülmeden oldubittiye getirilmeye çalışılan ‘sözde açılım’ süreci kapsamında Başbakan’ın ve hükümet görevlilerinin yaptıkları görüşmelere tanık olmaktayız. AKP hükümeti Kürt halkı üzerinde oluşturmak istediği psikolojiyi ve sistemi her alana yayma çabası içerisine girmiş, bu kirli politikasıyla siyasetin, sanatın, sokakların, hatta evlerimizin içerisine kadar girmeyi amaçlamaktadır. Bir taraftan, kirli savaşı derinleştiren ve farklı bir boyuta çekerek yürüten AKP diğer taraftan, Dolmabahçe kahvaltılarıyla sanatçılar, aydınlar, gazeteciler ve edebiyatçılarla görüşme yapmakta ve toplumu, Kürtler, Aleviler, Romanlar, emekçiler üzerinde yürüttüğü siyasetin çözüm siyaseti olduğuna ikna etmek istemektedir. Filistin’de İsrail eliyle katledilen çocuklar için, dünyaya rest çeken Erdoğan, bölgede polis ve jandarma saldırıları sonucu yaşamını yitiren Kürt çocukları söz konusu olunca, Davos’ta rest çektiği İsrail Cumhurbaşkanı Perez’i aratmamaktadır. Kendi partilerine yönelik açılan hukuk dışı kapatma davası için, dünyayı ayağa kaldıran Erdoğan, söz konusu Kürtler ve onların siyasi iradeleri olunca, sessiz kalmakta hatta taraf olmaktadır. Son olarak, Başbakan Dolmabahçe’de bir grup sanatçıyla açılım kahvaltısı yaparken, MKM sanatçısı Rojda Şenses, söylediği bir şarkı nedeniyle, polis karakolunda ifade vermek zorunda bırakılmış ve bu dava sonucu 20 ay hapis cezasına çarptırılmıştır. Kürt açılımını Kürt’ten başka herkesle konuşan Erdoğan ve hükümeti bununla da yetinmeyip, Kürt sanatçıları üzerindeki baskılarını arttırmış ve bazı trajikomik kararların altına imza atmıştır.

Bir ilke imza atan Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi, katıldıkları kültür-sanat etkinliklerinden dolayı haklarına açılan dava kapsamında Bahar Kültür Merkezi (BKM) bünyesinde faaliyet gösteren 13 sanatçı arkadaşımıza 5 yıl boyunca “Sanat yapmama” cezası verdi. Yargı kıskacındaki BKM üyesi 13 sanatçı hakkında 10 ay hapis cezası istenirken, 4 yılda açılan 70 dava ise devam ediyor.

Kürt sanatçılarını sahneden koparmak isteyen ve sanatçıların yegâne ifade alanı sahnelerimize kendi tekçi ve inkâr anlayışını dikte eden AKP şunu çok iyi bilmelidir ki özgür sahnelerimiz, biz özgür ve devrimci sanatçıların yaşam kaleleridir. Dün Victor Jara’yı Şili’de katledenler, Ruhi Su’yu tedavisiz bırakıp ölüme mahkûm edenler, Nazım’ı sürgün edenler, Ahmet Kaya’yı ve Yılmaz Güney’i yurt özlemi içinde sürgünde ölüme itenler bugün de varlıklarını sürdürmektedir.

Biz devrimci sanatçılar; bugün yürütülen bu politikaların, dün ‘cahiliyle baş edemiyoruz bugün akıllısıyla nasıl baş edeceğiz’ sözleriyle vuku bulan politikaların devamı olduğunu bilmekteyiz. Kültürel soykırımı en ince hatlarıyla ören AKP ve Erdoğan, nasıl ki dün Kürt halkına siyasal alanda Osmanlı oyunlarıyla kandıramadıysa bugün de Kürt sanatçıları kandıramayacak ve yıldıramayacaktır.

YAŞASIN ÖZGÜR YAŞAM DEVRİMCİ SANAT PERSPEKTİFİMİZ, YAŞASIN ÖZGÜR SANAT SAHNELERİMİZ!!!