Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Öğrenci Komisyonu Üretkent2 Öğrenci Atölyeleri

Posted in bilgi, söyleşi - panel - tartışma, yaşam alanı, şehir on Mayıs 8, 2010 by kontrahaber

9-16-22 Mayıs* tarihlerinde, YTÜ’den Arş. Gör. Emrah Altınok yürütücülüğünde gerçekleştirilecek olan atölyenin içeriği şöyledir:

ATÖLYE KONUSU: PLANLAMA VE MÜLKİYET OLGUSU

Liberal Formülasyon:
Özel Mülkiyet Ortamında Otoriteryen Bir Müdahale Alanı Olarak Kentsel Planlama ve Eşitsizlik
– Kentsel Özel Mülkiyetin Değeri (Kullanım ve mübadele değeri)
– Kentsel Özel Mülkiyette Kullanım Değeri Yabancılaşması
– Kentsel Özel Mülkiyette Arz-Talep Çelişkisi
– Kentsel Özel Mülkiyette Artık Değerin 3 Biçimi: kâr, faiz ve rant
– Kentsel Özel Mülkiyetin Eşitsiz Rant Dağılımı
– Kentsel Özel Mülkiyete Planlama Eliyle Müdahaleler ve Mülksüzleştirme Yoluyla Birikim

Sosyalist Formülasyon:
Mülkiyetsiz Ortamda Kentsel Planlamanın Doğası
Marksist Yaklaşım:
– Kamu Adına Bir Devlet Hizmeti Olarak Planlama
– Gücün Merkezileşmesi ve Tek Elden Dağıtımı Yoluyla Sosyal Adalet

Neo-Marksist Yaklaşım:
– Kamu Adına Kamunun Bir Hizmeti Olarak Planlama
– Gücün Kolektifleşmesi ve Kolektif İnisiyatif Yoluyla Sosyal Adalet

SUNUŞ: Neo-Kapitalist Kentsel Planlamanın Doğasını Anlamak: Bir Meta Olarak Kentsel Özel Mülkiyetin Yeniden Dağıtımı

*Atölye 9 Mayıs Pazar günü MO Yıldız, diğer günler ise MO Karaköy şubesinde yapılacaktır.

8-15-22 Mayıs* tarihlerinde YTÜ’den Doç. Dr. Asuman Türkün’ün yürütücülüğünde gerçekleşecek olan atölyenin içeriği şöyledir:

ATÖLYE KONUSU: KENTLERDE KİMLİK DÖNÜŞÜMÜ

*modern kent ve modern mimarlık,
*modern kent ve mimarlığa yönelik eleştiriler
*postmodern mimarlık ve kentsel tasarım (planlama yerine tasarım)
*tarihi yeniden kentlere dahil etmek, kent kimliğinin gündeme getirilmesi (ne ölçüde gerçekleşti)
*yeni kent politikası ve kentsel mekanın artan önemi, kentlerde yeni gelişmeler
*bunun yarattığı homojenleşme ve kimliksizlik konularının tartışılması ve tartışılanlar üzerinden kentte bir bölgenin ya da noktanın incelenmesi.

*Atölye 8 Mayıs cumartesi günü MO Yıldız, diğer günler MO Karaköy şubesinde yapılacaktır.

15-16-22 Mayıs* tarihlerinde Mimar Hüseyin Kargın (MO İst. Bk. Şb. YK Üyesi) yürütücülüğünde gerçekleşecek olan atölyenin içeriği şöyledir:

ATÖLYE KONUSU: KENTTE BARIN(AMA)MAK

Öncelikle birtakım okumaların yapılıp tartışmaya katılınması beklenmektedir, bu okumalar;
*David Harvey – Kent Hakkı
*David Harvey – Postmodernizme Bir Bakış
*Dr. Besime Şen – İstanbul’da Konut Sorununun Çözüm Önerileri Neden Radikal Olmalıdır?
*Ayten Alkan – Bülent Duru -Türkiye’de Kent Çalışmalarının İzinden Giderken, “Toplumsal Adalet, Eşitsizlik ve İktidar” Nereye Düşer?

isimli makalelerdir. Bunlara dijital olarak ulaşmak mümkün olacaktır.

Tartışma kısmından sonra kentsel dönüşüm bölgesi olan ve halkı buna karşı direniş gösteren Gülsuyu-Gülensu Mahallelerine gidilip alan çalışması yapılacaktır. Bu atölyenin içinde aynı zamanda fotoğraf atölyesi de olacaktır.

*Atölye MO Karaköy şubesinde yapılacaktır.

katılım için:

mim-ogrenci-komisyon@yahoogroups.com

“Emek bizim, İnci Pastanesi bizim, Yeni Rüya bizim Yıktırmıyoruz “

Posted in alternatif, dayanışma, destek, eylem, haberler, kentsel dönüşüm, yaşam alanı, şehir on Mayıs 8, 2010 by kontrahaber

Beyoğlu’ndaki Yeni Rüya sineması kapandı. Kentsel dönüşüm karşıtları ve sinemaseverler eylem yaptılar. “Kapattırmıyoruz, sahip çıkıyoruz” pankartı açılan eylemde “Emek bizim, İnci Pastanesi bizim, Yeni Rüya bizim yıktırmıyoruz” sloganları atıldı.

Beyoğlu, İstiklal Caddesi’ndeki Yeni Rüya Sineması dün gece (6 Mayıs) 21:00 seansıyla son kez Mın Dît (Ben Gördüm) filmini göstererek kapandı.

Yeni Rüya da kapandı

Emek Sineması’nın yıkımına karşı sinemaseverlerden, kentsel dönüşüm karşıtlarından ve İsyanbul Kültür Sanat Varyetesi’nden oluşan yaklaşık 200 kişilik topluluk, İstiklal Caddesi’nde yürüyen vatandaşların da katılımıyla sinemanın kapanmasına karşı eylem düzenlediler.

Topluluk sinemanın önünde “Yeni Rüya bizim İstanbul bizim”, “Seyirci kalma sinemana sahip çık”, “Bakın işte burayı yıkıyorlar yerine de AVM yapıyorlar”, “Kentsel dönüşüm devlet yalanı”, “AVM’ler kapatılsın, çocuk parkı yapılsın”, “Sermaye elini Beyoğlu’ndan çek” sloganları attı.

“Bu kente sahip çıkıyoruz”

Filmden çıkan seyircilerin de destek olduğu eylemde yıkıma karşı direnen tarihi İnci Pastanesine “Kapattırmıyoruz, sahip çıkıyoruz” pankartı asıldı.
Topluluk yaptığı açıklamada Emek sineması için verdikleri mücadelenin sürdüğünü, tarihi yapının yıkılarak yerine alış veriş merkezi yapılmak istenmesinin kabul edilemez olduğunu söyledi.

“Beyoğlu’nda Alkazar, Emek, ardından Yeni Rüya sinemaları kapandı. Yakında Sinepop ve diğerlerinin kaderi de sermayenin kültür ticareti nedeniyle aynı olacak. Diğer yandan kentsel dönüşüm uygulamalarıyla evlerimizden, sokaklarımızdan ediliyoruz, hayatlarımız yıkılıyor. Yapılanlara sessiz kalmıyoruz, ‘İstanbul bizim yıktırmıyoruz’ diyoruz. Bu kente sahip çıkıyoruz.”

Tarihi Yeni Rüya Sineması, yenilenmesinin ve tekrar hizmete girmesinin üzerinden yaklaşık bir yıl geçtikten sonra kapandı. Emek Sineması dokuz ay önce kapanmıştı. Yaklaşık üç saat süren eylem kalabalığın İnci Pastanesi’nde profiterol yemesiyle son buldu.

“Herkesin Bilgisi Olsun” İstanbul Bilgi Üniversitesi’ ndeki İşten Atılmalara Dair…

Posted in bilgi, dayanışma, destek, eylem, haberler, hak mücadeleleri, yürüyüş - basın açıklaması, şehir on Mayıs 7, 2010 by kontrahaber

HERKESİN BİLGİSİ OLSUN!

Cumartesi günü saat 19:00’da Taksim Tramvay Durağı’nda buluşuyoruz;
dostlarımızla birlikte Galatasaray Lisesi’ne yürüyoruz.

ÇÜNKÜ,

Tam da sendikamızın yetki almasına ramak kalmışken

4 Bilgi çalışanı, hukuka aykırı biçimde işten atıldı.

İşten çıkarma “gerekçe”lerine kampüslerimizdeki kuşlar bile inanmadı,

OYSA BİZ,

HEP BİRLİKTE bilim üretiyoruz,

HEP BİRLİKTE Bilgi üretiyoruz;

Ürettiğimiz Bilgiyi HEP BİRLİKTE paylaşıyoruz.

İŞTE BU YÜZDEN,

iyi günde de kötü günde de HEP BİRLİKTE olacağımızı,

sendikamızdan, haklarımızdan, işimizden, iş güvencemizden vazgeçmeyeceğimizi

Bilginin dayanışmasını, dayanışmanın Bilgisini HEP BİRLİKTE üretmeye devam edeceğimizi,

arkadaşlarımız işe geri alınana, sendika hakkımıza saygı duyulana kadar hiç susmayacağımızı,

duyurmak için

Cumartesi günü saat 19:00’da TAKSİM’DE BULUŞUYORUZ,

1 Mayıs’ta Taksim’e yakışan ayak izlerimizi takip ediyor
HEP BİRLİKTE YÜRÜYORUZ.

İSTANBUL BİLGİ ÜNİVERSİTESİ ÇALIŞANLARI
DİSK/SOSYAL-İŞ SENDİKASI

08.05.2010, Cumartesi, 19.00

Taksim Tramvay Durağı

İstanbul Bilgi Üniversitesi Yönetimi Suç İşliyor !

Posted in dayanışma, haberler, hak mücadeleleri on Mayıs 7, 2010 by kontrahaber

BASIN VE KAMUOYUNA;

Üniversitemizin üç çalışanı sendikalı oldukları için dün (4 Mayıs 2010 tarihinde) işten çıkartıldı.

İstanbul Bilgi Üniversitesi çalışanları Mart 2010’dan beri, DİSK Sosyal-İş Sendikası bünyesinde sendikal örgütlenme sürecine girmiş ve kısa zamanda yüzlerce çalışan sendika üyesi olmuştur. Bu sendikalaşma süreci, akademik, idari ve destek personelin birlikte geliştirdiği, dayanışma gösterdiği, Bilgi’yi ve geleneğini sahiplenen bir hatta yürümektedir. Bilgi’yi Bilgi yapan emeğimizle belleğimizle Bilgi çalışanları olarak Biziz! Ve BİZ yönetimin Anayasa ve insan haklarını hiçe sayan tutumuna göz yummayacağız!

Sürecin başlangıcında üniversite yönetimi sendikalaşmayı engellemeye yönelik olumsuz tutumundan, kararlı duruşumuz ve kamuoyu desteği neticesinde geri adım atmıştı. Nitekim Mütevelli Heyeti Başkan Yardımcısı Rifat Sarıcaoğlu ve Rektör Prof. Halil Güven tarafından imzalanan 18 Mart 2010 tarihli mektupla anayasal bir hak olan sendikal örgütlenme özgürlüğüne saygılı olunacağı, aksi durumlarda şeffaf bir soruşturma süreci yürütüleceği ve “her tür konu ve soruda” diyaloğa açık olunacağı taahhüt edilmişti.
Bu mektubun yarattığı iyimser havaya rağmen giderek artan tempoda yaşadığımız kimi gelişmeler üniversite yönetiminin verdiği bu taahhüde uymadığını göstermiştir. Bu çerçevede:

* 6 Nisan 2010 tarihinde, akademik ifade özgürlüğü ilkesi ihlal edilerek, Prof. Nevin Ateş’in tazminatsız olarak işten çıkarılması;
* Sendika birim temsilcilerimizin Rektörlük yetkilileriyle yaptıkları görüşmelerde dile getirdikleri taleplerin ısrarla yanıtsız bırakılması;
* Özellikle destek personel üzerinde bire bir ya da küçük gruplar halinde yapılan toplantılarda sendikaya üye olmamaları yönünde tehdit ve baskıların sürmesi;
* Yeni işe alınanlara sendikaya üye olmamaları yönünde uygulanan sistematik “telkinler” ve tehditler;
* Destek personelin görev yerlerinin alışılmadık bir hızla değiştirilmesi;
* 1 Mayıs mitingi ve 2 Mayıs Santral Kampüsü Pikniği ile ilgili duyuru afişlerinin üniversite içinde asılmasına rektörlükçe izin verilmesine rağmen, özellikle Kuştepe Kampüsü’nde bu afişlerin bir süre sonra indirilmesi;
* Bu etkinliklere ilişkin el ilanlarının dağıtılmasının engellenmesi;
* 2 Mayıs Pazar günü Santral Kampüsü’nde sendikalı Bilgi Çalışanlarının düzenlediği, tüm Bilgi Çalışanlarına ve ailelerine açık olan ve 400’den fazla kişinin katıldığı piknik öncesinde ve sırasında bazı idare amirlerinin kimi Bilgi çalışanlarının pikniğe katılımını engellemeye yönelik tacizkar müdahaleleri sayılabilir.

En son, 4 Mayıs 2010, tarihinde ahşap atölyesinde çalışan üç sendikalı arkadaşımızın (Kadir Karabulak, Bülent Karaçeper, Rıza Karaçeper) iş akitleri ihbar ve kıdem tazminatları ödenerek feshedilmiştir. Fesih gerekçesi, “Üniversitemizin yeniden yapılanması nedeniyle Ahşap atölyesinin kapatılması ve fakat bu neden/nedenlerle sınırlı olmaksızın, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. ve 18. Maddeleri uyarınca iş akdiniz feshedilmiştir” şeklinde bildirilmiştir. Yasa gereği, fesih gerekçesinin kesin ve açık bir şekilde belirtilmesi gerekirken, bu zorunluluk yerine getirilmemiştir. Ek olarak, iş güvencesine sahip işçilerin iş akitlerini feshederken, işveren “son çare ilkesi”ne uymak ve ancak “fesih son çare” olduğu takdirde bu yola başvurmak zorundadır. Üç arkadaşımızın üniversite bünyesinde farklı birimlerde istihdamına devam edilmesi mümkün olduğu halde, üniversite yönetimi bunun olanaklarını araştırmamış, arkadaşlarımıza bu yönde bir teklif götürmemiş ve “son çare ilkesi”ne uymaksızın iş akitlerini feshetmiştir.

İş akti feshedilen üç arkadaşımız da sendika üyesidir. Kadir Karabulak ise üniversitemizdeki sendikalaşma sürecini başlatan ve aktif olarak sürdürenler arasında yer almaktadır. Tüm bunları göz önüne aldığımızda, bu işten çıkarmaların öncelikle arkadaşlarımızın sendikalı olmasıyla ilgili olduğu ve sendikalaşma sürecini engelleme amacını taşıdığı açıktır.

Üniversite yönetiminden:

* İş akitleri feshedilen arkadaşlarımızı en kısa sürede işlerine iade etmesini;
* İşten çıkarmalara ve baskılara son vermesini;
* Hukuka saygı göstermesini ve Anayasa ile güvence altına alınmış temel insan haklarımızdan olan örgütlenme özgürlüğümüzü ihlal etmekten vaz geçmesini

Talep ediyoruz.

Taleplerimizin ısrarla takipçisi olacağız.
İstanbul Bilgi Üniversitesi Çalışanları

Artuç’ un Faili Belli, Ortaya Çıkarılsın…

Posted in devlet terörü, faşizm, haberler, yürüyüş - basın açıklaması on Mayıs 7, 2010 by kontrahaber

‘Artuç’un faili belli, ortaya çıkarılsın’

Şırnak’taki sivil toplum örgütleri temsilcileri, Balveren Beldesi’nde Hüseyni Artuç’un Bolu Komando Tugayı’na bağlı askerler tarafından öldürüldüğünü belirterek, sorumluların biran önce ortaya çıkarılmasını istedi.

Şırnak Belediye Başkanı Ramazan Uysal, Şırnak Barosu Başkanı Noşirevan Elçi, BDP Şırnak İl yöneticileri, KESK Şırnak Şubeler Platformu, GENÇ-DER, ŞAR-DER, Şırnak Tabip Odası, İl Genel Meclisi, Cudi Küldür ve Sanat Derneği’nin yönetici ve üyelerinin de aralarında bulunduğu çok sayıda kişi, Balveren Beldesi’ne gelerek Hüseyin Artuç’un öldürülmesi ve 5 kişinin yaralanmasına ilişkin basın açıklaması yaptı. Açıklamayı okuyan Baro Başkanı Elçi, yaşanan olayların bölge halkını tedirgin ettiğini ifade etti.

‘Kamu görevleri yaşam hakkını ihlal ediyor’

Bölge illeriyle birlikte Şırnak’ta tekrar başlayan insanın yaşama hakkını sona erdiren olayların meydana geldiğini belirterek, ‘Bu ihlalin vicdanlarımızda açmış olduğu derin yaranın onulmaz acısını dillendirmek ve kamuoyu ile paylaşmak için buradayız. Yaşam hakkı insanın en temel ve vazgeçilmez hakkı olarak iç hukukumuzda Anayasa’nın 17. maddesi, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin ise, 2. maddesi ile güvence altına alınmıştır. Ancak bütün yasal ve anayasal garantilere rağmen, yaşam hakkının fütursuzca -görev ve yetki sınırları da aşmak suretiyle- kamu gücünü kullanan kişiler tarafından ihlal edildiği hususu da inkar edilmez bir gerçektir’ dedi.

‘Bolu Komando Tugayı taramıştır’

Kolluk kuvvetlerinin sınırsız güç kullandıklarını vurgulayan Elçi, Balveren Beldesi’nde bulunan Milli Jandarma Karakolu Komutanlığı civarında 6 Mayıs günü Şırnak-Uludere Karayolu üzerinde yaşanan olayda yaşam hakkının ne kadar keyfi ve umarsızca ihlal edilebileceğinin göstergesi olduğunu kaydetti. Elçi, şunları belirtti: ‘Zira, anılan olayda bölgede özel operasyon birimi olarak görev yapan Bolu Komando Tugay Komutanlığı’na bağlı askeri birimler bir grup vatandaşın üzerine ateş açmış ve açılan ateş sonucu Hüseyin Artuç isimli vatandaş öldürülmüştür. Aynı olayda Mehmet Ayaz isimli vatandaş ise ağır yaralanmıştır. Kolluk birimlerinin ateş açma sebebi sigara kaçakçılığı suçunun muhtemel faili olan vatandaşın askerin dur ihtarına uymamış olmasıdır. Bu anlayış, kolluğun suçu önleme ve suçun failini yakalama konusunda sınırsız güç kullanma hatta kişinin yaşam hakkını sona erdirme yetkisine sahip olduğu iddiasını taşımaktadır.’

‘Olayın peşini bırakmayacağız’

Elçi, yaşanan olayların takipçisi olacaklarını kaydederek, ‘Sivil toplum örgütlerinin temsilcileri olarak, bilinçli ve kasıtlı olarak insanın canına kast eden anlayışı kınıyor, ölenlerin aileleri ve akrabalarına başsağlığı, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Şırnak Barosu ve sivil toplum örgütleri olarak yasal ve hukuksal çerçevede bu olayların daha etkin soruşturulması ve suç faillerinin cezalandırılması için gerekli müdahalelerde bulunacağımızı ve bu işin takipçisi olacağımızı beyan ederiz’ diye konuştu.

Engelliler Haklarını Tartışıyor

Posted in alternatif, ayrımcılık, haberler, hak mücadeleleri, söyleşi - panel - tartışma, yaşam alanı, şehir on Mayıs 7, 2010 by kontrahaber

Önce kapatmayı denediler, başaramayınca ödeneklerde kesintiye gidiyorlar, engelliler ve aileleri için bir umut olarak sunulan özel rehabilitasyon merkezlerine yönelik belirlenen politikalar engellilerin eğitim yaşantısını doğrudan belirleyen bir etki alanına sahip. Öte yandan altyapısını hazırlamadan hızlandırılan kaynaştırılmış eğitim çok ciddi sorunları beraberinden sürüklemektedir. Öğrenciler veliler ve eğitimciler sıkıntılı…

Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından yayınlanan Sağlık Uygulamaları tebliği sağlığı bir hak olmaktan çıkardı ve herhangi bir sosyal güvencesi olan için bile paralı hale getirdi… engelliler için ise özellikle kullanılan özel tıbbi cihazlara yönelik kesinti yönünden uygulama tam bir kabus demek…

Özürlüler Yasası’nda 2012 yılı itibarıyla kamuya açık alanlarda engellilere uygun düzenlemelerin yapılacağı kayıt altına alınsa da erişilebilirlik yönünden atılan adımlar göstermelik ve gösterişin ötesine geçememektedir. Bu haliyle erişilebilirlik hakların kullanımında da bir engel olarak belirmektedir…

Yasalarda belirtilse de çalışma hakkını ilgilendiren kontenjanları doldurma noktasında ne kamu ne de özel sektör engellilerin ihtiyaçlarına cevap verebilecek rahatlatıcı bir çözüm olmaktan uzaktır… kamuda ilk defa bu yıl çok sayıda engellinin istihdamı gündemde. Ancak engellilerin uygulamaların adaleti konusunda kaygıları var… engelliler alımlarda objektif koşul ve kriterlerin oluşturulamadığını ve kamusal bir hakkın yerine getirilişinin bile  partizanlığa oldukça elverişli bir zeminde tutulduğunu düşünüyor ve sınavdan sınava koşmaya isyan ediyor…

Soracak sorusu ve söyleyecek sözü olan herkesi işte bu sorun ve çelişkilerin tartışıldığı ve haklar temelinde sorgulandığı “engelliler haklarını tartışıyor” paneline bekliyoruz…

09.05.2010, Pazar, 13.00

Kağıthane Belediyesi Meclis Salonu, Merkez Mahallesi, Silahtar Caddesi, No:65 Kağıthane

Posted in destek, eylem, haberler, kadın hakları, saldırı, toplumsal cinsiyet, yaşam alanı, yürüyüş - basın açıklaması on Mayıs 7, 2010 by kontrahaber

Yasta değil, isyandayız !
Kadın cinayetlerine karşı öfkemizi ve isyanımızı haykırmak için,
suç ortaklarını teşhir etmek için ,
ölümü değil, yaşamı savunmak için,
kadın cinayetlerine dur demek için ,

8 Mayıs Cumartesi 2010′ da, saat 12:30’da Yüksel Caddesinde SİYAHLARIMIZI GİYEREK buluşuyoruz.

Not: Basın açıklaması yalnızca kadınlara açıktır.